Seçim Senin
- Başak Yükselal
- 10 Oca
- 1 dakikada okunur

Dün gece bir rüya gördüm.
Rüyamda, ağır hasta bir insanın son nefesine tanıklık ediyordum.
Perişan durumdaydı.
İlerlemiş kanserini durdurmaya çalışıyordu.
Yıllarca kendini doktorların ellerine bırakmış, kemoterapilerden ve ilaçlardan bitap düşmüştü.
Artık güçsüzdü.
Cansızdı.
Sanki yaşamın tüm renkleri kanser olmuştu.
Umutları…
Çocuklarıyla geçirmek istediği zamanların hayalleri…
Yaşamın tüm renkleri onunla birlikte solmuştu.
Rüyamda, artık son raddeye gelmişti ve bir çıkış yolu arıyordu.
“Tanrım!” dedi.
“Mümkün olmalı…”
Yorgunluktan çökmüş bedeniyle, son nefesinde Tanrı’ya seslendi:
“Lütfen bana görün.
Orada olduğunu bileyim.
Yalnız olmadığımı bileyim.
Çok korkuyorum.”
Ve birden… O belirdi.
İnsan şaşkındı.
“Ölmeye hazır mısın?” diye sordu Tanrı.
“Hayır,” dedi insan.
“Değilim.
Yapılacak o kadar çok şey var ki…”
Tanrı durdu.
Ve sonra sordu:
“O zaman, neden seçmediğin yolları seçmek için bu denli direniyorsun?
Neden bedenini, sana hizmet etmeyen bu yolda tutuyorsun? Anlamı ne?”
“Şimdi,” dedi Tanrı,
“ölümünü seç.”
“Nasıl?” diye öfkelendi insan.
“Görmüyor musun?
Bu bir seçim değil!
Bu durum hayatımı mahvetti.”
Tanrı, olağanca sevgisiyle gülümsedi.
“Bu tarz bir ölümü seçmek zorunda değilsin” dedi.
İnsan, şaşkın gözlerle Tanrı’ya bakıyordu.
Onu anlamayı gerçekten istiyordu.
Tanrı devam etti:
“Görünen o ki, yaşamın canlılığını bir sebeple öldürmeyi seçtin.
Ama sana kader gibi sunulan bu köhnemiş gerçekliği öldürmeyi de seçebilirdin.”
“Şimdi,” dedi,
“Sorumluluğu alacak ve bu seçimi sen yapacaksın.”
Anlamlı bir yaşam mı?
Anlamsızlığın içinde sürüklenen bir yaşam mı?
Yoksa kendini bilmeden, çoktan seçtiğin bu ölüm mü? Sen seç!


Yorumlar